Vizyon, Kapsam, Endüstri 4.0, Toplum 5,0

VİZYON

Millî gelir ve istihdamdaki payı nedeniyle ekonominin temel unsuru olan tarım sektöründeki büyüme; toplumun refahı, zenginliği ve yaşam kalitesini artırma ve sürdürülebilir kalkınma açısından büyük önem taşımaktadır. Dünyanın bütün ülkelerinde beslenme, gıda ve sağlık konuları önem sıralamasında ilk sırayı oluşturuyor. Bu anlamda Brezilya, Çin, Hindistan ve Rusya özelinde tarım, gıda ve hayvancılık politikalarında izlenen yöntem ve stratejiler oldukça anlamlıdır. OECD, birkaç yıl önceki raporunda Türkiye’yi dünyanın 7’inci tarımsal gücü olarak açıklamıştır. Türkiye’nin hedefi ise ilk beşte yer almaktır.

Tarım, gıda ve hayvancılıkta dış kapasite inşasına dair Türkiye’nin önünde; özellikle Yakın Doğu, Yakın Asya ve Kuzey Afrika pazarlarına yakınlığı, biyolojik çeşitliliğin fazlalığı, küresel iklim değişikliğinin ülkemizin menfaatine olması ve Türkiye’nin geçiş ülke konumunda bulunması gibi çok önemli fırsatlar bulunmaktadır. Dünya çapında tarımsal envanter ve bilgi teknolojileri araştırmalarının gerçekleştirilmesi, bu bağlamda dünya ülkelerinin; tarımsal üretim miktarları, ürün verim tahminleri, ürün arz açıkları, üretim miktarları, meteorolojik verileri, üretim ve talep artışlarının değerlendirilmesi ve geliştirilecek ilgili stratejilerin gerçekleştirilecek politikalara katkı sağlaması çok önemlidir. Bilhassa tarım kaynakları ve kaynak ülkeler konusunda çeşitliliğin gözetilmesi, rezerv, üretim ve tüketim durumlarının teknik, sosyal, ekonomik boyutlarıyla birlikte uluslararası perspektiften değerlendirilmesi hassasiyet taşımaktadır.

Dünyada enerji, su ve gıda kaynaklarına duyulan ihtiyaç artarken, aynı zamanda bu kaynakların geleceği ile ilgili belirsizliğin de artması hem bölgesel, hem de küresel düzeylerde uluslararası işbirliğini zorunlu kılmaktadır. Özellikle kalkınmakta olan ülkelerde, enerji ve su kaynaklarına duyulan ihtiyaç, gıda güvenliği, sağlık, iklim değişikliği, kuraklık, küresel ısınma ve çevre kirliliği gibi sorunlar, bu ülkelerinin kendi başlarına çözebilecekleri sorunlar olmaktan çıkmıştır. Bu sorunların çözümü bölgesel, kıtasal ve hatta küresel düzeyde uzun vadeli işbirliğini gerektirmektedir. Karşılıklı bağımlılık bilinci ile stratejik yaklaşımlar geliştirilmeli ve hedefler belirlenmelidir. Zira bu sorunlara çözüm arayışında sadece devletler değil, uluslararası sivil toplum ve düşünce kuruluşları gibi devlet dışı aktörler de önemli hale gelmiştir. Endüstriyel tarım ve gıdanın, istihdama ve büyümeye katkısı birlikte düşünüldüğünde, çok kazançlı sektörler haline geleceği görülmektedir. Gelecek 20 yılda dünya nüfusundaki artış; kalkınmakta olan büyük nüfusa sahip ülkelerde kişi başına düşen milli gelir artışları ve iklim değişikliklerinin ışığında düşünüldüğünde, tarım sektöründe ürünlerin reel fiyatlarının önümüzdeki yıllarda artış göstereceği neredeyse kesindir. Zirve ile “emek yoğun” bir sektörden ciddi iktisadi değer oluşturan bir sektöre evirilmesi gereken tarım sektöründe gelecek trendlerinin anlaşılmasına ve uygun yol haritaları hazırlanmasına katkı sağlanması, tarım ve tarım ticaretindeki güçlükler ile çözüm önerilerinin tartışılması amaçlanmaktadır. Geleceğe dair yeni bakış açıları ile tarım, gıda ve hayvancılıkta inovasyonun, katma değeri yüksek üretim yöntemlerinin ortaya konulacağı bir etkinlik olarak Zirve’nin farklı ülke ve disiplinlerden ilgili tüm tarafları bir araya getirecek çok boyutlu yaklaşımı ile ülkemizin dünya pazarlarıyla ilişkilerinin derinlik kazanması ve sektörel kapasite inşasına katkı sağlaması hedeflenmektedir.

KAPSAM

Bir tarım ülkesi olarak bilinen Türkiye, dünyada en fazla endemik bitki çeşitliğine sahip olan, dört ayrı mevsim varlığı, jeopolitik konumu, 0 rakımından 2500 rakıma kadar 12 ay aralıksız tarım üretebilen, genç ve dinamik nüfusu ile bilgi, tecrübe ve alt yapısı hazır olan ender ülkelerden biridir.

Türkiye; tarım, gıda ve hayvancılık üretimi için topoğrafik, jeolojik, iklimsel ve endemik her türlü imkâna sahip olduğu gibi, Asya, Avrupa, Orta Doğu ve Avrasya’nın arasında köprü vazifesi gören, 4 saatlik uçuş mesafesinde 50 den fazla ülkeye ulaşabilen yine tek ülke konumundadır.

Dünyada henüz tam adı konmamış ama herkes tarafından bilinen 2007-2008 gıda krizi, aslında Türkiye’nin tarım, gıda ve hayvancılık sektörü için yeni bir fırsat doğurmuştur. Türkiye, kalkınma planlarında, tarım, gıda ve hayvancılık sektörüne yönelik doğru stratejiye ve yeterli desteğe (“Millî Tarım” projesi) sahiptir. Kısa ve orta vade de dünya gıda sektöründe öncü bir ülke konumuna gelebilmesi için de her türlü alt yapıya sahiptir. Türkiye, var olan potansiyeli ve içinde bulunduğu uygun şartlar ile bu hedefe ulaşma konusunda yeterli desteği vermektedir.

Türkiye; tarım, gıda ve hayvancılık sektöründeki potansiyelini, bilgi ve tecrübesini, jeopolitik konumunu, etrafındaki ülkelerin tarım ve gıda ithalatçısı olma özelliğini kullanarak, dünya ticaret hacminden hak ettiği payı alabilmelidir. Dünya ülkelerinin gıda tedarikine en etkin, en kolay ve en ucuz yoldan ulaşabilme olanağına sahip olabilmesi adına çalışmalar yürütülmektedir.

Türkiye, 1,6 trilyon dolarlık “dünya tarım ve gıda ticaret hacmi” içinde hak ettiği paya en kısa zamanda ulaşacaktır. Bunun için uluslararası yeni pazarlar, pazara girmek için yeni platformlar ve iletişim ağları kurmalı, aynı zamanda üreticisine, işletmecisine, yatırımcısına gerekli tüm alt yapı ve eğitimi vererek girişimci ruhu tetiklemeye çalışmalıdır.

Türkiye merkezli tarım, gıda ve hayvancılık sektörüne yönelik bir zirvenin oluşması önemlidir. Türkiye halen net gıda maddeleri ihracatçısı olması yanı sıra bölgesindeki ülkeler arasında sektörel bilgi, teknoloji, mühendislik ve mekanizasyon varlığı bakımından en gelişmiş ülkelerden biri konumundadır. Bu varlık, bilgi, tecrübe ve mevcut potansiyeliyle, Türkiye’nin “Millî Tarım” projesinin oluşturması beklenen üretim artışı her alanda net bir ihracatçı olabileceğini ortaya koymaktadır.

Tarımsal ürün ithal eden Körfez, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Avrasya ülkelerine coğrafi yakınlığından dolayı önemli bir avantaja sahip olan Türkiye, bu konumunu fırsata çevirmelidir. Söz konusu ülkeler ile Avrupa ve Balkanlar arasında bir köprü vazifesi yapan Türkiye, hedef bölgelerin gıda tedarikçisi olarak konumunu güçlendirmelidir.

Türkiye’nin 2023-2053-2071 vizyonu içinde hedefine en etkin, en kolay ve en ucuz yoldan ulaşabilme olanağının tarım, gıda ve hayvancılık sektörü olduğu değerlendirmelidir. Bir an önce Türkiye tarımsal ve hayvansal üretimde de yatay büyümeyi bırakıp dikey büyümeye yani bilgi, marka, teknoloji ve Ar-Ge’ye daha fazla odaklanmak, uluslararası pazarda söz sahibi olmak zorundadır. Dolayısıyla “ÖNCE ÜRETİM SONRA PAZAR” anlayışından, “ÖNCE PAZAR SONRA ÜRETİM” anlayışına geçilmesi kaçınılmazdır.

Zirve, bu amaçlar doğrultusunda tarım, gıda ve hayvancılık sektörümüzü ulusal ve uluslararası arenada daha etkin tanıtmak, bilinirliliğini ve sürdürülebilirliğini artırmak, ihracatının yükselmesine yardımcı olmak için organize edilmiştir. İhracata dayalı ekonomik büyüme modeline örnek teşkil eden ülkelerin uygulamalarının sadece kendi iç dinamikleri ile değil, dış çevre şartlarının sunduğu fırsat ve tehditler ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Her gelişmekte olan ülke gibi Türkiye’nin de gelecekten beklentileri ve hedefleri vardır. Bulunduğu coğrafi konum itibarıyla gelişmiş ülkelerin yoğun olduğu Avrupa pazarının merkezine yakın olması, petrol zengini Arap ülkelerine ve İslam bloğuna yakınlığı, bakir Doğu bloğu ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri arasında bulunması, Türkiye’nin hedeflere ve fırsatlara yakınlığı hakkında ipuçları vermektedir.

ANA TEMA

Endüstri 4,0 ve Toplum 5,0 Ölçekli Büyüme ve İşbirliği

ENDÜSTRİ 4,0

Üretimde haberleşebilen akıllı otomasyon sistemlerine geçiş olarak tanımlanan “Endüstri 4,0”, sanayi devrimini keşif ve atılımlar ile ekonomik, sosyal, siyasi etkileri bağlamında dört kısma ayırıyor. 18’inci yüzyılda buhar makinesinin keşfi ve mekanik üretim tesislerinin kurulup işletilmesi ile başlayan süreç,  “Endüstri 1,0” (1’nci Sanayi Devrimi) olarak anılırken, 19’uncu yüzyılda telgraf, telefon ve otomobilin icat edilip elektrik enerjisi ile seri üretime geçilen evre “Endüstri 2,0” (2’inci Sanayi Devrimi) olarak ifade edilmekte. 20’nci yüzyılda mikro bilgisayarların icat edilerek elektronik, iletişim ve BT alanlarındaki gelişmeler ile üretimde otomasyona geçilen dönem “Endüstri 3,0” (3’ncü Sanayi Devrimi) olarak nitelendiriliyor.  21’inci yüzyılda, nesnelerin interneti ve hücresel iletişimin icadı ile siber-fiziksel sistemlerin ve akıllı fabrikaların kurulduğu içinde bulunduğumuz çağ;  “Endüstri 4,0” (4’üncü Sanayi Devrimi) olarak adlandırılmakta.

TOPLUM 5,0

Teknolojinin gücünü doğru yönetecek akıllı toplum felsefesi olarak tanımlanan “Toplum 5,0” konsepti, insanlığı, başlangıçtan günümüze yeryüzündeki macerasında beş evrensel kısma ayırıyor. İlk insanlar, varlığını ve türünü sürdürmek için doğal ortamda birlikte hayat mücadelesi verdikleri süreçte “Avcı Toplum” (Toplum 1,0) olarak anılırken, M.Ö. 13000’de tarım ve sulama yöntemleri geliştirip yerleşik düzene geçildikten sonraki süreçte “Tarım Toplumu” (Toplum 2,0) olarak tanımlanıyorlar. 18’inci yüzyıl sonunda buharlı lokomotifi keşfederek seri üretime başlayan insanlık, “Endüstriyel Toplum” (Toplum 3,0) olarak ifade edilirken, 20. yüzyıl sonunda bilgisayarın keşfi ve bilgi paylaşımının başlaması ile “Bilgi Toplumu” (Toplum 4,0) olarak adlandırılmış. 21’inci yüzyılın başlangıcından bugüne içinde yaşadığımız topluluk ise “Süper Akıllı Toplum” (Toplum 5,0) olarak ifade edilmekte.

İleri teknoloji akıllı tarım sistemleriyle ve nesnelerin internetinin tarımda yaygınlaşmasıyla verimlilik de anlamlı bir şekilde artacaktır. Makinelerin devrimi ve yenilenmesiyle her geçen gün daha kaliteli ve verimli tarım yapılacaktır. Bu gelişmelere uyum sağlayamayan ülkeler sadece tarımda değil, tüm toplumsal, ekonomik, siyasi ve diplomatik alanlarda büyük güçlüklerle karşı karşıya kalacaklar. Endüstri 4,0 ve Toplum 5,0 uygulamaları sosyal politikaların, istihdam politikalarının, ekonomik planlamaların bütünleşik ve stratejik bir yaklaşımla gözden geçirilmesini gerektirecektir.

 

KATALOG